İstatistik amaçlı anket

Seyit Rıza’nın resmi tarihi değiştiren mektupları

“Ben sizin yalanlarınızla, hilelerinizle baş edemedim bu bana dert oldu. Bende sizin önünüzde diz çökmedim bu da size dert olsun” Seyit Rıza.

Görsel

Seyit Rıza derler. Alevi dedesi, piridir ama “Mal mülk Allah’ın dır” inanışında olduğu için kendi

ni Fakir Rızo olarak tanıtırdı..
 
Habertürk’ün haberi
 
Video’nun özeti aşağıda;

RESMİ TARİHİ YALANLIYOR!
Habertürk TV Haber Koordinatörü Abdullah Kılıç’ın Cumhurbaşkanlığı ve TBMM’nin arşivlerinden ortaya çıkardığı belgeler, resmi tarihi yalanlıyor. 1938’den beri gizli tutulan vesikalar, Seyit Rıza’nın sadece kan dökülmesini önlemek için üstün gayret gösterdiğini kanıtlamakla kalmıyor; yaklaşık 70 yıldır onun ismi etrafında yürütülen “psikoljik harp”in de boyutlarını gösteriyor. 

BM’DEN YARDIM İSTEDİ Mİ?
Arşivlerden çıkan 10’un üzerindeki mektuplardan belki de en önemlisi, Dersim Başkomutanı Seyit Rıza imzasıyla Birleşmiş Milletler’in temelini oluşturan Uluslar Kurumu’na başvurduğu iddia edilen mektupla ilgili. Seyit Rıza, Dersim’in bağımsız olması için BM’den yardım istemekle suçlanıyordu. Ancak bu belge, mektubun Seyit Rıza tarafından yazılmadığını ortaya koyuyor. 18.10.1937 tarihinde İçişleri Bakanı Şükrü Kaya imzasıyla Cumhurbaşkanlığı’na sunulan belgede bu mektubun Seyit Rıza tarafından değil, onun imzası kullanılarak Suriye’den Yusuf isminde biri tarafından yazıldığı belirtiliyor.

“KAYMAKAM BEY’İN ZULÜM VE HAKSIZLIĞININ ÖNÜNE SET ÇEKİLMESİNİ İSTİRHAM EDERİM”
Seyit Rıza’nın 14.06.1933 tarihinde Elazığ Valisi’ne gönderdiği ilk mektup şu cümlelerle başlıyordu: “Hürmet ve tanzimle elerinizden öperim. Uğradığımız haksızlığın boyutlarını arz etmeye mecbur kaldım” Sonraki cümlelerde Seyit Rıza, jandarmanın ve devleti temsil eden memurların Dersim halkına yaptığı zulümleri anlatıyordu. Mektubun ortasına gelindiğinde bugüne kadar söylenegelinen ancak bir türlü belgesi ortaya koyulamayan o meşhur hikayeye kendi ağzından vurgu yapıyordu: “Harbi umumiye de hükümetin verdiği emirleri öpüp başıma koydum. 10 bin kadar milis kuvveti topladım. Halit Paşa kumandasındaki orduya katılarak topraklarımızı Ruslara karşı savundum. Cansiparane bir mücadele ortaya koydum. Komutanların ve paşalarım takdirine mazhar oldum. Bugüne kadar hükümete hizmet etmekten biran geri durmadım. Hakkımızda kaymakam beyin yapmak ve yaptırmak istediği zülüm ve haksızlığın önüne set çekilmesini istirham ederim.” 

SEYİT RIZA’DAN HOZAT KOMUTANI’NA SİTEM DOLU MEKTUP
09.07.1933 tarihli Seyit Rıza’nın Hozat Jandarma Komutanı’na yazdığı mektubu sitem dolu. Kaymakamın görüşelim çağrısı üzerine oğlunu görüşmeye yollayan Seyit Rıza, bu mektupta oğlunun dönüş yolunda haince pusuya düşürülüp öldürülmesinden yakınıyor. Ve işten kendisine görüşme teklifinde bulunan Kaymakamı suçluyor. “Mevsim kış ben de yaşlı olduğum için görüşme davetinize gelemedim ancak oğlumu Kaymakama yolladım. Talebinizi Cumhuriyet hükümetinin emri kabul ettim. Evlat benim değildi sizin evladınızdı. Biz vatan evladı değil miyiz? Oğlumu katledenleri, Kaymakam Bey korudu. Allah merhamet versin! Şimdi kaymakam aşiretleri üzerine sevk ediyor. Benim bir kusurum yoktur, adalet aradığım için haksız mı oldum. Hükümete düşmanlığım yoktur, hükümeti düşman olan haşa Allaha düşman olur.

ALPDOĞAN PAŞAYA: KAN DÖKÜLMESİN, SÜRGÜNE RAZIYIM
1937 yılında Dersim’de bir iç savaşın yaşanmasından endişe eden Seyid Rıza, bir yakınını Alpdoğan Paşa’ya yollayarak kanın durdurulmasını istedi. Dönüşte Sin Köyü’ne misafir olan arabulucu Alpdoğan’ın emriyle Kırgan aşiretinden iki kişi tarafından öldürüldü. İki suikastçi Hozat’a giderek askeri kışlaya sığındı.
Seyid Rıza da yanına aldığı 100 kişilik silahlı gücüyle Sin Köyü’nü ve bir karakolu bastı, katillerin kendisine teslim edilmesini istedi.
Bu sırada tekrar Seyit Rıza ile bir takım temaslar kurdu. Seyit Rıza yine kan dökülmesini istemiyordu. 20.5.1937 tarihinde Alpdoğan Paşa’ya şöyle bir mektup yazdı Seyit Rıza: “Kan dursun yeter ki! Beni ve aşiretimi, Erzurum’a yollayın. Ya da hükümet benden şüphe ediyorsa Halep’e gideyim. Veyahut Türkistan’a geri gönderin”.

CUMHURBAŞKANLIĞI GENEL SEKRETERİ’NİN İMZALARI VAR
Bu ve buna benzeyen birçok mektup, bugün gün ışığına çıktı. Bir dönemin asi adamının aslında kan dökülmemesi için yoğun uğraş gösterdiği bu mektuplarda görülüyor. Seyit Rıza’nın yürek burkan ve belki de Dersim Harekatı’nın gerçek yüzünü ortaya koyan bu mektupları İçişleri Bakanı Sükrü Kaya’ya ulaşıyor ve o da Atatürk başta olmak üzere üst düzey devlet yetkililerine gönderiyordu. Çünkü mektuplarda hem Şükrü Kaya’nın hem de Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri’nin imzaları mevcut. 
Ancak bu mektupların hiç biri Dersim’de binlerce kişinin katledildiği harekatı durduramadı. Çok kan döküldüğünü gören Seyid Rıza, birkaç ay sonra “Canına bir zarar gelmeyecek” sözü üzerine teslim olmaya giderken 12 Eylül 1937’de adamlarıyla beraber tutuklandı. Bu olayı Başbakan İsmet İnönü, aynı tarihli yazısında Atatürk’e şu cümlelerle anlatıyordu: “Seyit Rıza’nın teslim olması, Cumhuriyet ıslahatının yeni bir safhasıdır. Lutufkar iltifatlarınız bizim için çok kıymetli bir teşviktir.”
15 Kasım 1937’de de idam edildi. İdamdan önce son dileğini soran cellada “oğlumdan önce beni asın” diyecekti. Öyle olmadı; önce oğlu sonra da o asıldı. Ağzından dökülen son cümleler içleri acıtıyordu: “Kerbelanın evladıyız, ayıptır, zulümdür, cinayettir!”

 
Gönderilen tüm mektuplar;
 
GörselGörselGörselGörselGörselGörsel
 
Görsel
GörselGörsel
 
Görsel
 

Dersim Olayları ve Seyit Rıza’nın duruşu

Yılmaz Özdil bile Seyit Rıza’yı Kürdistan lideri gibi gösterip yapılan katliamı meşru gösterdi ya! O yüzden biz aleviler olarak karşı tepki vermemiz gerektiğini düşünerek Seyit Rıza’yı karalayan yazılara ” bu kaynak böyle demiyor ama” denilebilecek kaynakları halk ile paylaşmayı kararlaştırdım. Neden mi? yarın birgün “aleviler terörist zaten kürt, yok hatta ermeni” gibi saçmalıklara maruz kalmayalım ve bu konuda burada kapansın istiyorum. Yılmaz Özdil yazısında kanıt olarak Baytar Nuri’nin, Seyir Rıza adına İngiltere’ye yazdığı mektubu sanki Seyit Rıza yazmış gibi dillendirmiştir. Bu mektupta Seyit Rıza’nın Kürdistan kurmak için ayaklandıkları yazmaktadır.

Siz de bana yorum veya mesaj yolu ile eklemek istediklerinizi göndererek katkıda bulunabilirsiniz.

1 ——————————————————————————————————————

Seyit Rıza; İngiltere’ye 30 temmuz 1937’de yazdığı iddia edilen mektubunda, Türk ordusu ile savaştığını, onları mağlup ettiğini dile getirmiştir. Seyit Rıza’nın torunu Rüstem Polat, dedesinin “kendisini kurtarabilecek kadar bile” Türkçe’si olmadığını, büyüklerinden duyduklarına göre mektubun Nuri Dersimi tarafından yazılarak İngilizlere gönderildiğini ileri sürmüştür.

^ “İngilizlere mektubu Baytar Nuri yazdı”, İhlas Haber Ajansı, 24 Kasım 2011. 4 Ocak 2012 tarihinde erişildi.

2 —————————————————————————————————————-

“… Şayet hükümet hizmet ve sadakatimizden şüphe ederse âbâ vü ecdâdımızın eskiden Yukarı Türkistan, Horasan vilayetine bütün mensubini aşiretimizle hicret etmeğe himmet buyursun…” Seyit RIZA (1938 Dersim Olayı Öncesi)

Askeri Tarih Str. Etüd Başk. Arşivi. Doç. Dr. Yaşar Kalafat

Yukarıda ki kayıtı kaynak diye soracağınız için arşivden aldım. Yukarıdaki sözler bizzat T.C. Devletinin memurunun şahitliğinde Seyit Rıza tarafından söylenmiştir.

3 —————————————————————————————————————–

Seyit Rıza ise ayrıca ödüllendirilerek Erzincan‘da “İl İdaresi Üyeliği”ne atanır. Dönemin Erzincan valilerinden Sabit Bey yazdığı bir mektupta -Seyit Rıza ile ilgili olarak- “şimdiye kadar bize din ve namusuyla hizmet etti” ifadesini kullanır.

4 —————————————————————————————————————–

(… ) Ben ancak Osmanlı arşivlerinden, Selçuklu arşivlerindeki belgelerden yola çıkıyorum. Seyit Rıza’yla aynı soydan olduğumuz için, aynı kökten geldiğimiz için biliyorum. Seyit Rıza’nın elindeki 1530’lu yıllardaki Bodik şecerelerinden şunu çıkarıyorum. Seyit Rıza 1515 sonrası 1530’da Ağdad’a gidiyorlar. Bodik köyüne yerleşiyorlar. Elimdeki belgelerden konuşuyorum. Bunlar Türkmen boyu. Şeyh Hasan Köyünden gitmeler Seyit Rızalar.

(… ) Bizim Şeyh Hasanın yerleşim bölgelerinden ta Bulgaristan ‘a kadar giden başlıca oymaklar vardır. Bunlar Türkçe konuşuyorlar. Bunlar Toroslar’da da vardır. Balıkesir’de vardır. 9 köy Şeyh Hasanlı… “
Yukarıdaki bilgileri, tarihsel belgeler de desteklemektedir. Durumun böyle olduğunu büyük bir ihtimalle Seyit Rıza da biliyordu ama kendisini Türk göstermenin hiçbir avantajı olmadığından kimi zaman Arap kimi zaman da Kürt gözükmeyi tercih ediyordu.

İsmail Onarlı

5 —————————————————————————————————————–

Daha sonra olmuş da, ben şimdi Şeyh Hasan aşiretiyle ilgili bir şey daha söyleyeyim. Kazak Tarih Akademisi var. Kazakistan’da ve Urumçi Doğu Türkistan’daki olan belgeleride getirdim. Buradaki belgelerde Üç Kurgan bölgesi geçiyor, Üç Kurgan, bölgesi bizim aşiretin Şeylı Hasan ‘m aşiretinin geldiği bölge. Orayı incelettim. Bugünkü Yesikent, Türkistan kentiyle Çim kenti arasındaki bir vadinin ismi. Yani Anadolu’ya geliş yerimiz belli. Türk ve Bayat boyundanız. Dedemizin Bayat boyuna ait damgamız var, sancağı var, şeceresi var, vakfiyeleri var. Arapkir’de Şeyh Hasan Köyü’ne Şeyh Hasan gelmiş, Muşar’da Şeyh Hasan Beyliği kurmuş ve ordaki diğer halklarla karışmış. Yani Zaza, Kürt, Ermeni tüm halklar Müslümanlaşmış. Aynı zamanda kendi de aşiretin reisi olmuş. Kardeşi de oradaki dini otorite Şeyh Ahmet Dede. Yani Şeyh Hasan Köyü’nde kendisi aşiret reisi olduğu için, bey olduğu için kardeşi de oranın dini öğretimini vermiş. Aşiretin ikili işlevi var. Kendisi aşiret reisi askeri lider olmuş. Kardeşini dini işlerin başına getirmiş. Posta oturtmuş. Kendisi Selçuklu döneminde Çemişkezek’in fethine katılmış, Hozat’ın fethine katılmış. Yassıçimen Savaşma katılmış. Alanya kuşatmasına katılmış Şeyh Hasan. Konya’da gelmiş divan toplantılarına katılmış. Bugün belgeler var. Mikail Bayram Hoca’da bu belgeler mevcut elimizde. Başbakanlık arşivinde ben 11 padişaha ait ve Alaettin Keykubat’a ait, Gıyasettin Keyhüsrev’e at belgeler var elimizde, isteyenler arayabilirler.

İsmail Onarlı

—————————————————————————————————————–

BURAYA KADAR OLANLAR GERÇEK TARİHİ RESMİ BELGELERE DAYANAN YAZILARDAN OLUŞMAKTADIR. BU YAZILAR RIZA ZEYLUT’UN “SEYİT RIZA ÇIKARLARI İÇİN KÜRTÜM DİYOR, KÜRTLERİ DESTEKLİYORDU” TEZİNİ ÇÜRÜTMEKTEDİR. Rıza Zeylut’un hatası Seyit Rıza hakkında birşey ortaya atarken kaynak olarak Baytar Nuri yi göstermesidir. Baytar Nuri zaten Dersim ile alakası olmayan ve kendi kürdistanını kurma hayalleri olan. Birçok dil ve diplomasi bilen doktor ünvanında bir Kürt isyancıdır. Şeyh Sait isyanı bariz bir kürt isyanı değil miydi? Madem tüm aşiretler Seyit Rıza kontrolündeydi o zaman neden kürt isyanını desteklemek yerine 1200 milisi Cumhuriyet savunması için isyan bölgelerine gönderdi? Şeyh Sait’i Nuri Dersimi ile Kürt teali cemiyetine üye iken  neden Seyit Rıza üye değil? Lakin Rıza Zeylut bey’in de bildiği bilgileri göz ardı etmemek gerekiyor. Eğer yukarıda yazdıklarımla Rıza Zeylut’un yazılarını okurken yanlışlarını süzebilirseniz olayın Kürdistan isyanı değil, Alevi soykırımı olduğunu görebilirsiniz.

——————————————————————————————————————–